Anasayfa / Çocuk Gelişimi / Siber Zorbalık nedir, nasıl önlenir?

Siber Zorbalık nedir, nasıl önlenir?

Siber zorbalık iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey veya gruba, özel ya da tüzel bir kişiliğe karşı yapılan teknik veya ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarının tümü olarak tanımlanıyor.

Kısaca siber zorbalık bir ya da birden fazla kişinin elektronik iletişim araçlarını kullanmak suretiyle belirli bir zaman içerisinde ve sürekli olarak, kendisini savunma gücüne sahip olmayan bir kişiye yönelik gerçekleştirilen kasıtlı saldırgan davranışlardır.

Siber zorbalıkta öfke dolu kırıcı mesajlarla alay etme, sataşma, tehdit etme gibi davranışlar bu zorbalığa örnek gösterilirken sahte hesaplarla özel bilgileri ele geçirme ya da bunları yaymaya çalışmak gibi durumlarla da sıkça karşı karşıya kalınıyor.

Siber zorbalığın görülme biçimlerini; online kavga, zarar verme, iftira, başka kimliğe bürünme, başkasının bilgilerini internet ortamında izinsiz kullanma, dışlama, siber tehdit ve siber taciz olaral sıralayabiliriz.

Özellikle son dönemde ülkemizde adından oldukça bahsedilen bu kavram gelecek açısından da en büyük tehlike olarak durmaktadır.

SİBER ZORBALAR EN ÇOK ÇOCUKLARI ETKİLİYOR

Yapılan araştırmalar, siber zorbaların istismar ettiği yaş sınıfının genellikle 13 yaşın altındaki kişilerden oluştuğunu göstermektedir. Normalde sosyal medya platformlarında yaş sınırı olmasına rağmen birçok çocuk yaşını büyük göstererek internet ve sosyal medya dünyasıyla tanışmaktadır. Bu durum siber zorbaların elini kolaylaştırmaktadır. Sosyal medyanın hayatımızı kolaylaştıran veli nimetlerinin yanı sıra sahte hesaplarla açıp kendisini oldukça farklı profillerle tanıtıp yetişkin insanları kandıran bir durum söz konusuyken çocukların bu zorbalığa kalması olduk kolay olmaktadır.

SİBER ZORBALIĞA KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER

Siber zorbalara karşı ailelere çok büyük iş düşmektedir. İşte ailelerin alabileceği belli başlı önlemler;

– Ailelerin siber zorbalara karşı çocuklarını korumalı ve sürekli gözetim altında tutmalıdır.

– Çocuklarının vücut mahremiyetini açıkça gösteren fotoğraflarını paylaşmaktan kaçınmalıdır.

– Çocuklarınızın sosyal medya kullanımını sınırlandırın.

– Kullandığı sosyal medya hesaplarını sürekli gözetim altında tutun.

– Çocuğunuza ait her bilgiyi sosyal medya platformlarından paylaşmayın

– Çocuğunuzla arkadaş olun.

– Ve son olarak onları sanatsal ve sportif faaliyetlere yönlendirin

HER 100 KİŞİDEN 41’İ MAĞDUR 

Pew Research şirketinin hazırladığı Çevrimiçi Taciz 2017 raporu, 10 Amerikalı’dan 4’ünün şahsen en az bir tür çevrimiçi tacize uğradığını gözler önüne seriyor. Bu sonuç firmanın bu anketi en son gerçekleştirdiği 2014 yılına göre %14’lük bir artış olduğunu da gösteriyor.

Çevrimiçi kullanıcılar tarafından bildirilen taciz türleri aşağıdakileri içeriyor…

Çevrimiçi lakap takma (%27)

Birisini mahcup etme çabaları (%22)

Fiziksel tehditler (%10)

Sinsice takip – Stalklama (%7)

Sürekli olarak taciz (%7)

Cinsel taciz (%6)

Katılımcıların %41’i çevrimiçi zorbalığa davet edildiğini itiraf ederken, %18’i takip, cinsel taciz ve uzun süre taciz gibi “özellikle şiddetli taciz biçimleri” yaşadıklarını söylüyor.
Ankete katılan 4 bin 248 Amerikalı yetişkinin %66’sı, bu davranışların başkalarına yöneltildiğine “tanık” olduğunu belirtiyor. Bu davranışlar çok çeşitli çevrimiçi mekanlarda gerçekleşirken, Facebook, Instagram, Twitter ve Snapchat gibi sosyal medya platformları “çevrimiçi taciz için özellikle verimli bir zemin” olarak duruyor.
Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, sosyal medya platformlarının çevrimiçi taciz için verimli bir zemin oluşturması konusunda, “2016 internet kullanım oranlarına baktığımızda 3,4 milyarın üzerinde insanın internete bağlandığını ve bunun 2,3 milyarının sosyal medyayı aktif olarak kullandığını görüyoruz.

Türkiye’de ise internet bağlantısı olan 46 milyonun üzerinde kişi var ve 42 milyon kadarı da aktif olarak sosyal medyada. Bu rakamlara baktığımızda sosyal medya kullanımının internetin ne denli büyük bir kısmını kapladığını görebiliyoruz. Bu rakamların yüksek olması taciz olaylarının çoğunluğunun sosyal medyada gerçekleşmesini bir anlamda açıklıyor” diyor.

Araştırma, siber zorbaların genellikle kişisel veya fiziksel özellikleri hedef aldığını gösteriyor. Amerikalıların %14’ü, siyasi görüşleri nedeniyle çevrimiçi tacizin hedefi olduklarını söylüyor. Yaklaşık 10 kişiden 1’i, fiziksel görünüşlerine (%9), ırk veya etnik kökenlerine (%8) yada cinsiyetlerine (%8) dayalı lakaplarla adlandırılıyorlar. Belki de daha endişe verici olan bu insanlardan bazılarının onlara baskı yapan kişilerle olan yakın ilişkileri. Bazı katılımcıların açığa çıkarttığı gibi, eşi dostu, arkadaşları ve hatta aile üyelerini içeren deneyimler de oldukça sık duyuluyor.

Saldırgan lakaplar takma ya da birini utandırma çabası gibi bazı durumlarda bu deneyimler göz ardı edilebilir veya çevrimiçi hayatın sıkıntısı olarak omuz silkilebilir davranışlarla sınırlı kalıyor. Fakat Amerikalıların %18’i fiziksel tehdit, sürekli taciz, cinsel taciz veya takip gibi şiddetli çevrimiçi taciz biçimlerine maruz kalıyor.

Araştırma raporunda, doğrudan çevrimiçi taciz yaşayanlar için, bu karşılaşmaların, zihinsel ya da duygusal stresten, itibar kaybına ya da kişinin kişisel güvenliğinden korkmasına kadar değişen derin gerçek dünya sonuçlarına sahip olabileceği belirtiliyor.
Yazarını hedef alan ölüm tehditleri nedeniyle spam engelleme eklentisi WangGuard’ın son zamanlarda kapatılması bunun iyi bir örneklerinden biri. WangGuard’ın %99.9 tespit oranı yüzünden yıllardır “neredeyse her gün milyonlarca dolar kaybettirdiği için mafyadan ölüm tehditleri aldığını” söyleyen geliştiricisi José Conti sonunda ailesinin güvenliğinin spam önleme aracından daha önemli olduğuna karar vererek önemli bir gelir akışını kesip hizmetini durdurdu.

MAĞDUR OLMAYAN KİŞİLER DE ETKİLENİYOR

Çevrimiçi taciz sadece gerçek mağdurlar üzerinde değil, diğer taraftan görgü tanıkları üzerinde de derin bir etkiye sahip oluyor. Ankete göre Amerikalıların yaklaşık %27’si başkalarının tacizine tanık olduktan sonra çevrimiçi paylaşım yapma konusunda düşünmeye başlıyor. %13’ü ise bu tür eylemleri gözlemledikten sonra çevrimiçi servis kullanmayı tamamen durduruyor. Bir grup ise başkalarına yönelik küfürlü davranışlara tanık olduklarında müdahale etmeyi seçiyor. Tam olarak %30, başkalarına uygulanan zulümleri durdurmaya çalışmak için düzenli olarak adım attıklarını söylüyor.

ANONİMLİK, ÇEVRİMİÇİ TACİZİN YAYILMASINA NEDEN OLUYOR

Kullanıcılar interneti giderek anonimliği kolaylaştıran bir yer olarak görüyorlar. Çevrimiçi yetişkinlerin %86’sı internetin insanlara çevrimdışı gerçeklerden çok daha fazla anonim olmalarına imkan sağladığını hissediyor. Bu sonuç, Pew Research tarafından 2014 yılında yapılan araştırmasında bunu söyleyen %62’den kayda değer bir artışı temsil ediyor. Çevrimiçi anonim olma yeteneği sıklıkla çevrimiçi taciz meselesiyle bağlantılı oluyor. İnternet üzerinden taciz edilenlerin yaklaşık yarısı (%54), en son olaylarında bir yabancı ve/veya gerçek kimliğini bilmeyenlerin yer aldığını belirtiyor. Daha geniş anlamda, Amerikalıların %89’u, çevrimiçi olarak anonim yazabilme yeteneğinin insanların birbirine karşı acımasız yada tacizci olmalarına olanak sunduğunu söylüyor.

SORUMLU KİM?

Yaklaşık 10 Amerikalı’dan 1’i şahsen çevrimiçi taciz yaşıyor ve %62’si bunu önemli bir sorun olarak değerlendiriyor. Konuyla ilgili görüşler ise problemin nasıl çözüleceği konusunda ayrılıyor. Ancak Amerikalıların %79’u, platformlarında siber zorbalık oluştuğunda, adım atmalarının hizmet sağlayıcıların sorumluluğunda olduğunu kabul ediyor. Pek çok kişi teknoloji firmalarının daha fazlasını yapmasını istiyor ancak çevrimiçi olarak özgür konuşma ve güvenliğin nasıl dengede tutulacağı konusunda ayrılıyorlar.

Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender kişilerin fiziksel güvenliğini de riske sokabilecek çevrimiçi taciz vakaları konusunda kullanıcıları uyarıyor. Global antivirüs yazılım şirketi Bitdefender, kullanıcıların sosyal medya hesaplarının gizlilik ve güvenlik ayarlarını tanımadıkları kişilerin onları takip edemeyeceği ve profil ayrıntılarını göremeyeceği şekilde ayarlamalarını ve özel mesaj gönderen kişilerin kimliğinden emin olmadan önemli bilgilerini paylaşmamalarını tavsiye ediyor.

Hakkında onur

İlginizi Çekebilir

KARDEŞ KISKANÇLIĞI

Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu …

Bir Cevap Yazın

Close